Anne Sütü Uluslararası Çalışmalar

Emzirme ve mama ile bebeği besleme konusundaki tartışmalar aslında 19.yy’ın ikinci yarısında teknolojinin gelişmesi ile ortaya çıkmıştır. Bu döneme kadar olan süt anne ile besleme ve bebeğin kendi annesi tarafından beslenmesi arasındaki fikir çatışmaları biberonla beslemeyle anne sütü ile besleme yönüne kaymıştır. 1885’de emzirecek annesi olmayan bebekler gelişmemiş ülke bebekleri için geliştirilen buharlaştırılmış süt ile hazırlanan formüller global pazarın çok çekici hale gelmesi ile tüm dünyaya satılmaya başlanmıştır. 1905’te İsveç markası olan Nestle insan sütü içermeyen bu formülü tüm dünyaya pazarlar hale gelmiştir.

1919’da Uluslar arası İş Organizasyonu (ILO) 3. Toplantısında emziren kadınlar için halen bazı ülkelerce uygulanan kararlara imza atılmıştır. Buna göre doğumun 6 hafta içinde olacağını belgeleyen tıbbi bir belge getirmesi durumunda doğum öncesi 6 hafta, doğum sonrası 6 hafta izinli sayılacaktır. Bu sürede kendisine ücreti ödenecek ve gerekirse ücretsiz bir ebe ya da doktor temin edilecektir. Eğer anne bebeğini emzirmeyi seçerse günde iki kez yarımşar saat emzirme izni kullanacaktır.

Emzirmedeki istikrarlı azalma konusunda endişeleri olan ve kendi bebeklerini emzirmek için destek grubu oluşturan yedi kadın 1956’da La Leche League’i kurmuşlardır. Amerika’da başlayan bu hareket zamanla tüm dünyaya yayılmıştır. 1963’de ise yaygınlaşan bebek mamalarını standardize etmek ve hazırlanış prosedürüne kılavuzluk sağlamak adına Birleşmiş Milletler’e bağlı FAO (Besin ve Tarım Organizasyonu) Codex Alimentarius Komisyon’nu kurmuştur.

Gelişmiş ülkelerin pazarı doyduğunda mama firmaları 3. Dünya ülkelerine yönelmiş ve 1977 boykotuna sebep olacak yüksek sayıda bebek ölümlerine yol açmışlardır. Nestle Boykotu olarak bilinen bu tepki 1979 yılında INFACT (Bebek Beslenmesi Hareket Koalisyonu) aracılığı ile pek çok ülkeye yayılmıştır. Temiz su kaynağı olmayan ve biberonları steril edemeyen 3. Dünya ülkelerinde başta diyare olmak üzere mama kullanımına bağlı sebeplerle ölüm hızının aşırı artışı tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. 1980’de IBFAN, 1985’de de Wellstart gibi sivil toplum kuruluşları emzirmenin geliştirilmesi ve desteklenmesine dünya çapında destek vermeye başlamışlardır.

1981 Dünya Sağlık Toplantısı’nda mama piyasasını kontrol altına alabilmek için ortak bir duruş belirleme gerektiği konusunda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF ortak karar bildirmiştir. “Annesütü Yerine Geçen Ürünlerin Pazarlanmasına ile ilgili Uluslar arası Yasa” adındaki bu kararın altına yalnızca Amerika imza atmamıştır. “The Code” (yasa) olarak adlandırılan bu kararlar şunları içermektedir;

  • Annelere Yönelik:
    • Bebek ve süt çocukluğu beslenmesi anlatılırken kullanılan materiyal annesütü ile beslemeyi özendirmelidir ve hiçbir marka adı içermemelidir
    • Tüm ürün reklam ve geliştirilmesi yasaklanmalıdır
    • Annelere ücretsiz ürün örnekleri verilmemelidir.
    • İndirim ya da özel gösterim gibi geliştirme şekilleri yasaklanmıştır.
    • Şirket temsilcileri doğrudan ya da dolaylı olarak annelerle ilişki kuramazlar.
    • Yapay olarak beslenen ya da sadece anne sütü ile beslenmeyen bebeklerin sağlık riskleri uygun etiketleme ve uyarılarla vurgulanmalıdır.
  • Sağlık çalışanları için:
    • Bu yasa, sağlık çalışanlarına emzirmeyi cesaretlendirme ve koruma görevini vermektedir.
    • Sağlık çalışanlarına verilen ürünle ilgili materiyaller ‘bilimsel ve gerçekçi’ konularla sınırlı olmalıdır. Promosyon ürünleri olmamalıdır.
    • Ürün örnekleri sadece kurum aracılığı ile sürdürülen araltırma ya da değerlendirme çalışmaları için gerekli olduğunda temin edilmelidir.
    • Çıkar çatışmasını engellemek adına üreticiler ve dağıtıcılar sağlık çalışanşarına materiyal veya finansal teşvik sağlamamalıdır. Çıkar çatışmalarına dikkat çeken 3 karar daha açıklanmıştır. 1996’da WHA 49.15 kararları, 2005’te WHA 58.32 kararları ve 2008’de 61.20 kararları ile bu konuya yeni düzenlemeleri getirilmiştir.
  • Sağlık sistemleri:
    • Sağlık merkezinde ürün promosyonu yasaktır.
    • Fomülle besleme sadece ihtiyaç duyan annelere ve aile bireylerine gösterilmelidir. Verilen bilgiler net olmalı ve uygunsuz kullanımın sakıncaları anlatılmalıdır.
    • Bağışlanan ekipmanda marka adı bulunmamalıdır.
    • Bunu takip eden iki ayrı kararda (WHA 39.28 [1986] ve WHA 47.5 [1994]) etkin bir şekilde tüm ücretsiz ya da ucuz tedariklere sağlık sisteminin her alanında son verilmesi tekrarlanmıştır.
  • Etiketlendirme:
    • Bebek maması üzerindeki etiketler basit ve anlaması kolay, uygun bir dilde hazırlanmalıdır.
    • Bu etiketlerde emzirmenin üstünlüğü anlatılmalı, yalnızca sağlık uzmanlarının önerisi ile ürün kullanılacağı belirtilmelidir.
    • Bebek mamasını idealize edecek resimler ya da sözcükler kullanılmamalıdır.
    • Bebek maması yerine geçen ürünlerde beslenme ve sağlık iddalarına izin verilmemelidir.
    • Etiketlerde formül mamanın patojen organizmalarla kirlenmiş olma riskinden bahsedilmelidir. (WHA resolution 58.32 [2005])
    • WHO/FAO kılavuzlarının güvenli hazırlama, saklama ve kullanma  basamaklarına uygun etiketler hazırlanmalıdır. (WHA  61.20 [2008]).

IBFAN

UNICEF tarafından 1989’da Çocuk Hakları Konvansiyonu düzenlenmiş ve 54 maddelik kararlar arasında her çocuğun iyi beslenme hakkı olduğu da karara bağlanmıştır. Hemen arkasından, 1990’da DSÖ ve UNICEF birlikteliği ile Innocenti Deklerasyonu yayınlanmıştır. Amaçları arasında doğumdan sonra ilk4-6 ay anne sütü ile beslenmenin yaygınlaştırılması, devlerlerin anne sütünü destekleyici ve geliştirici politikaları benimsemesi, 1995 hedefleri dahilinde ‘Başarılı Emzirmeye Doğru 10 Basamak’ adımlarının dünyada sağlık kuruluşları tarafından yaygınlaştırılması sayılabilir. ‘Annesütü Yerine Geçen Ürünlerin Pazarlanmasına ile ilgili Uluslar arası Yasa’ uyumluluğu ve çalışan kadınların haklarının korunması için yasal gelişimler de hedefler arasında yer almaktadır.

1991’de DSÖ ve UNICEF öncülüğünde anne sütü ile beslenmeyi koruma, geliştirme ve destekleme amacıyla  Bebek Dostu Hastane İnsiyatifi başlatılmıştır.

Bebek Dostu Hastane İnsiyatifi- Başarılı emzirmeye doğru on basamak

  1. Anne sütü ile beslenmenin yazılı yöntemleri hastane çalışanlarına düzenli olarak iletilir.
  2. Sağlık çalışanları yöntemleri uygulamak üzere bu yeteneklerini geliştirme yönünde eğitilir.
  3. Bütün hamile kadınlar anne sütü beslenmesinin uygulaması ve yararları hakkında bilgilendirilir.
  4. Annelere doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde emzirmeye başlamaları konusunda yardım verilir.
  5. Bebeklerinden ayrılmış olsalar da anneler sütlerinin sürekliliği için ve süt verme konusunda bilgilendirilir.
  6. Yeni doğan bebeğe tıbbi olarak gerekmediği sürece anne sütünün dışında hiç bir gıda ya da içecek verilmemelidir.
  7. Anne ve bebeği yirmi dört saat bir arada tutmaya özen gösterilmelidir.
  8. Altı aydan sonra da bebek istediği sürece süt verilmelidir.
  9. Anne sütü alan bebeğe emzik verilmemelidir.
  10. Sütle beslenmeyi destekleyen gruplar kurup anneler hastane ya da klinikten ayrılırken bu gruplara yönlendirilmelidir.

WABA (Emzirme Hareketi için Dünya İttifakı) kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak 1991’de kurulmuştur. UNICEF ile yakın temas halinde Innocenti Deklerasyonu üzerinden hareket etmektedir. Yine 1991 yılında DSÖ Emzirme için Küresel Veri Bankası oluşturmuştur. Bebek ve süt çocuğu beslenmesi veri bankası kapsamında bu alt veri bankasının tanımlanma amacı şunlardır;

  • Ülke içi ve ülkeler  ve bölgeler arası kıyaslama yapabilmek,
  • Emzirme ve ek gıda ile besleme akımlarını değerlendirmek ve gelecek hareketler için temel oluşturmak
  • Zaman içindeki yönelimleri gözlemlemek ve analiz etmek
  • Bebek ve süt çocuğu beslenme geliştirme programlarının etkisini değerlendirmek
  • Politika oluşturanlar, karar vericiler, bilimsel araştırmacılar, hastane yöneticileri, sağlık çalışanları ve diğer ilgilenenler için kullanıma hazır güncel veri oluşturmak.

1993 yılında DSÖ ve IBFAN 90 ülkedeki Tıp fakültelerinde eğitim amaçlı kullanılan 180 ders kitabını taramış ve 40-saatlik Emzirme Danışmanlığı kursunu oluşturmuştur. Daha sonra 5 günlük Bebek ve Süt çocuğu Beslenme Danışmanlığını tanımlamıştır. 90’lı yılların sonlarında DSÖ emzirmenin sözcülüğü ve eğitim amacı ile ‘Başarılı Beslenmeye On Adım’ kapsamında literatürle desteklediği bir el kitabı çıkarmıştır.

2000 yılında ILO 183 toplantısında çalışan kadının emzirme hakkı ve ücretli izni gibi konulara tekrar dikkat çekilmiştir. 2002’de Birleşmiş Milletler ‘Kadınların ve Çocukların Sağlığı için Küresel Stratejiler’ beyan etmiş, yine 2002’de DSÖ ‘Bebek ve Süt Çocuğu Beslenmesinde Küresel Stratejiler’ açıklamıştır. 2004’te Avrupa birliğine dahil ülkeler tarafından anne sütü ile beslenmeyi destekleme ve ilgili uygulamaları düzenleme adına ‘Anne sütü ile Beslenme için Avrupa Planı’ yayınlanmıştır.

Innocenti Deklerasyonu, bu kez daha kapsamlı olarak 2005’te tekrar ilan edilmiştir. Kişilere, hükümetlere ve anne sütü yerine geçen ürün üreticilerine yönelik öneriler içerir. 2002’de DSÖ tarafından açıklanan ‘Bebek ve Süt Çocuğu Beslenmesinde Küresel Stratejiler’ ve ‘Bebek Dostu Hastane Insiyatifi’ gibi düzenlemelerin altını çizmektedir.

2010 yılında Birleşmiş Milletler Milenyum Gelişim Hedefleri (MDG) toplantısında özellikle MDG4 ve MDG5 kapsamında anne sütü ile beslenmenin önemini tekrar burgulamış ve bebek sağkalımı ve 5 yaş altı ölümlerin önlenmesindeki yerini vurgulamıştır.

2011 yılında DSÖ, ‘Anne, Bebek ve Süt çocuğu Beslenmesi Küresel Hedefleri’ açıklamıştır. Bu kapsamda 5 hedef belirlenmiştir:

  • Çocuk yaştaki gelişim duraklamasının %40 azaltılması
  • Üretken yaştaki kadınlarda aneminin %50 azaltılması
  • Düşük doğum ağırlığının %50 azaltılması
  • 5 yaş altında kilolu çocuklarda artış olmaması
  • Doğumdan sonraki ilk altı ayda sadece anne sütü ile beslenme oranının %50’ye çıkarılması

Bu hedeflerin yanı sıra 6-23 ay arası bebek beslenmesinde çocukların kabul edilebilir en küçük porsiyonda ek besin almaları da önerilmiştir.

Henüz yürürlülüğe geçmeyen bir başka DSÖ girişimi de ‘Beslenme Hareketlerinin Uygulanması için Küresel Veritabanı’ (GINA) gelişimidir. 2012’nin sonuna doğru aktifleşmesi beklenen bu sistemle sistemdeki boşlukların tespiti ve yatırımlara yön verilmesi amaçlanmaktadır. Bu veritabanının interaktif olması planlanmaktadır.

2015’e 3 kala, ilk 6 ay sadece anne sütü ile besleneme ve ilk 24 ay anne sütünü tamamlayıcı beslenmenin benimsenmesi konusunda halen kat edilecek yol vardır. Ancak gelinen mesafe de oldukça tatmin edicidir. 2011 UNICEF ‘Dünya Çocuklarının Durumu’ raporuna göre 1985’te %14 olan ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenme oranı 1995’de %38’e, 2000-2008 yılları arasında da %36’ya yükselmiştir.

Kişilerin, devletlerin ve bağımsız organizasyonların dünya çapında katılımıyla anne sütü ile beslenme, çocuk sağlığı, gelişimi ve sağ kalımı için önemi yadsınamayacak bir etken haline gelmiştir.

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>