Anne sütü ile ilgili temel bilgiler

Sütün oluşum aşamaları

Hamileliğin ortalarına doğru halk arasında “ağız sütü” ya da “ilk süt” olarak bilinen kolostrum salgılanmaya başlanır. Yenidoğanın ihtiyaçlarına yönelik bir süttür. Damla damla gelir, göğüsleri doldurmaz. Beslenme başına gelen miktar 5-10ml kadardır. bebeğin midesinin büyüklüğü henüz bir bilye kadar olduğu için bu miktar yeterlidir. Ortalama kalori miktarı olgun anne sütüne göre daha düşük olan kolostrum olgun anne sütüne göre daha yoğun protein yapıya sahiptir.

Protein içeriğin yapı taşını bağışıklık hücreleri oluşturular. Yoğun bağışıklık hücresi içeriğiyle kolostrum, adeta her damlada bebeği aşılar. Bunun yanı sıra laksatif etkisiyle  yapışkan kıvamdaki ilk kaka olan mekonyum’un atılmasına yardımcı olur. Barsaklara bir diğer faydası ise iç çeperi kaplayarak fırsatçı organizmaların yerleşmesini engellemektir. İçerdiği büyüme faktörleri, kolesterol ve mineraller ile yenidoğanda beyin, sinir sistemi ve göz gibi yapıların gelişimlerini birebir destekler. Solunum ve sindirim sistemi enfeksiyonları da bu sebeple doğumdan itibaren anne sütü alan bebeklerde daha nadir görülür.

Bebeğin doğumunda plasentanın ayrılmaya başlamasından sonra ortalama 3-4 gün sonra geçiş sütü gelmeye başlar. Sütün karbonhidrat ve yağ içeriği artar. Bununla birlikte bebeğin ilk birkaç gün kaybettiği kiloları yavaş yavaş alması beklenir. Sütün olgunlaşmasıyla birlikte bebekteki tokluk hissi artar, beslenme araları açılır ve memede kalma süresi kısalır. Bebeğin kaka rengi de süt olgunlaştıkça mekonyumun siyah renginden önce yeşil sonra da hardal rengi-sarı’ya döner.

Kolostrumdan anne sütüne dönüşü hızlandırmanın en etkin yolu sık ve uzun süreli emzirmedir. Doğumdan sonraki birkaç gün içinde sebepsiz yere araya formül süt ya da şekerli su gibi sıvılarla gürülmesi bu dönüşü yavaşlatacaktır. Yeni anneler ilk günlerde damla damla gelen sütten endişeye kapılmamalı ve bebekleri için en doğru miktar ve yapıdaki besinin bu olduğu konusunda emin olmalıdırlar.

Anne sütü ile ilgili hormonlar

Anne sütünün salınımında pek çok hormon görev almaktadır. Gebelik döneminde östrojen, progesteron ve plasental hormonlar meme dokusunun farklılaşmasına yardımcı olurlar. Ancak süt üretimi ve emzirme esas olarak iki hormonun kontrolünde ilerlemektedir.

1. Prolaktin:

Prolaktin sütün üretilmesi ile ilgili hormondur. Emzirme sonrası kandaki seviyesi yükselir ve bir sonraki emzirme için süt üretimini sağlar. Ovulasyonu baskılar.

Gün içindeki salınımı farklı düzeylerdedir. Prolaktinin pik yaptığı zaman gecelerdir. Yeni anne olmuş kadın için bunun anlamı gece emzirmelerinin önemidir. Özellikler gece beslenmesinin mama ile geçiştirilmesi ya da kısa tutulması sütün hızla azalmasına sebep olacaktır.

Prolaktin üreten hücrelerin cevabı ilk 3 hafta talebe karşılık vererek artar ya da azalır. Yani ilk 3 hafta bebeğin sık emzirilmesi ileri dönemde sütün devamlılığı ve miktarının yüksekliği için önemlidir. Buna karşın ilk 3 hafta yetersiz emzirme ya da sütün memede göllenme durumuna yetersiz müdahale bu hücrelerin cevabını azaltarak sütün çekilmesine sebep olur. Üçüncü haftadan sonra süt üretimi otokrin sistem tarafından düzenlenmeye başlayacak ve manipülasyonu cok mümkün olmayacaktır.

2. Oksitosin:

Oksitosin hormonu memedeki süt keseciklerinin kasılarak sütün dışarı çıkmasını sağlar. Aynı zamanda rahmi de kasarak annedeki kanamayı azaltır, rahmin doğum öncesi haline dönmesini kolaylaştırır.

Oksitosin emzirme sırasında ya da hemen öncesinde salınır. Bebeği görmek, kokusunu duymak ya da sesini işitmek salınımına yardımcı olur. Meme ucunun bebek tarafından uyarılması kandaki seviyesini arttırır. Saat dilimine göre farklılık göstermez.

Previous
Previous

Memenin Yapısı

Next
Next

Emzirme pozisyonları